Zeynep Naz Çağlar’ın Edebiyat Blogu

“İnsan topluluklarının gelişmesi, her şeyden önce dil ve edebiyatlarının ilerlemesine bağlıdır.”

Namık Kemal

blog blitz
https://www.cancapital.com/wp-content/uploads/2016/11/blog-blitz.jpg

Ön Söz

Aşağıda Türkçe dersinde yazdığım çalışmalarımın çoğu yer almaktadır. Bilgisayar dersinde işlediğimiz “WordPress” adlı blog sayfasından yararlanarak blogumu oluşturdum. Blogumda Çalıkuşu mektup çalışmam, Yedek Parça öz değerlendirme yazım, otobiyografik şiirim ve son olarak Çalıkuşu alternatif son yazımı ekledim. İyi okumalar.

Çalıkuşu Mektup Çalışması

Vintage Letters
https://tr.pinterest.com/pin/553239135444986575/

20 Aralık 2018

                                                                                                                         Üsküdar, İstanbul

Sevgili Feride,

Şu an Çalıkuşu romanını yani senin günlüğünü okuyorum ve yaşadığın olayların gerçekten çok ağır ve zor şeyler ama verdiğin tepkiler ve düşüncelerin doğru, kararında ve yerinde olduğunu düşünüyorum. Bence gerçekten güçlü bir kızsın ve senin yaşında bu şartlarda olan herhangi bir kız direkt eve geri döner ya da bu olayları yaşamaktan kaçınırdı. Gösterdiğin bu tutumlar karşısında çoğu kişi sana şaşırmasına ve seni ayıplamasına rağmen kendi bildiğin gibi devam etmen çok iyi bir davranış bence. Kendi bildiği yolu izleyenler genellikle yolun sonunda başarısızlığa uğramasına rağmen sen güçlü bir şekilde devam ettin. Bu beni ve büyük ihtimalle benim gibi diğer okuyucuları da etkilemiştir.

Başından geçen olaylar demişken bunların hepsi o siyah peçeli kadın ile başladı, o siyah peçeli kadının Kâmran’ın seni aldattığını söylemesiyle. Doğrusu ben bunu ilk başta birinin oynu olduğunu sanmıştım ancak maalesef değilmiş. Yaşadığın bu olay gerçekten bir kadın için çok zor. Sen bu olay ardından diploman ve birkaç parça eşyan ile birlikte düğünden önce evden kaçtın. Bence yaptığın şey çok cesurca ancak biraz mantıksızca ve korkunçtu çünkü çok küçüktün ve bu çok büyük bir sorumluluktu. Şahsen bu duruma düşen ben olsaydım büyük ihtimalle köşkteki herkese haber verir, Kâmran’ın ayıplanmasını beklerdim. Evden kaçtın ve süt ninenin evine gittin orada birçok yeni şey öğrendin, gelecekteki hayatında işine çok yarayacak birkaç temel bilgi öğrendin.

Beni etkileyen bir diğer olay ise B…’ye gitmen oldu. Orada birçok şey yaşadın ve kötü olayların yanında iyi şeylerde oldu. İlk önce Hacı Kalfa’nın yanında kaldın. Orada öğretmenlik için baş vurdun ancak farklı bir hocanım senin hakkın olanı aldı. Hem de çok saçma bir oyun oynayarak. Yani haksızlığa uğradın. Daha sonra Maarif müdürü sana Zeyniler diye çok güzel bir köyden bahsetti. Aynı filmlerdeki güzel, tatlı ve masum köyler gibi zannettin.

Zeyniler’e gidince hiç de öyle tatlı bir yer olmadığını ve seni bir kez daha kandırdıklarını öğrendin. Gerçekten korkunç ve her yanı ölümle dolu bir yerdi. Ölümle doludan bahsettiğim bütün çocukların ölümden bahsetmesi ve mezar oyunu diye adlandırdıkları değişik bir oyunu oynamaları. Orada bir süre kaldıktan sonra Munise adında küçük bir kız ile tanıştın. Onu evlatlık edindin çünkü ablası ona çok kötü davranıyordu. Bence bu yaptığın çok cesurca bir hareketti. Daha sonra, oradayken Kâmran’dan mektuplar aldın ancak sadec bir tanesini okudun çünkü diğerlerini yakmıştın. Ben olsam hepsini okurdum. Tam orada bir düzen yakalamışken mektep kapatıldı ve Munise ile B…’ye geri döndün. B…’den sonra Ç…’ye oradan da İzmir ve Kuşadasına gittin. Bir sürü yere gittin ve bir çok yeni deneyim yaşadın. Keşke herkes senin kadar cesur olabilseydi. Yanlış anlama benim kimseyle bir sorunum yok. Sadece insanların sorunları karşısında cesaretsizce hiçbir şey yapmayıp daha sonra başkalarına suç atması bana biraz saçma geliyor.

Bu arada sana neredeyse her gittiğin yerde sana bir takma isim verildi. Ç…’de İpek böceği, B…’de gülbeşeker ve İstanbulda da Çalıkuşu.

Beni gerçekten çok üzen bir olay ise Munise’nin vefat etmiş olması. Başın sağ olsun. Ama merak etme onun yeri hâla kalbimizde. Beni en çok korkutan ise evden kaçman ve gittiğin yerlerde yanlış anlaşılmandı. Çok mutlu olduğum ve heyecanlandığım bir olay ise Kâmran ile nikah kıyman oldu. Bu beni gerçekten çok mutlu etti. Umarım mutluluğunuz daimi sürer.

Gittiğin ve yaşadığın yerlerde korku, üzüntü ve özlem duygularını en derinden yaşamanın yanında heyecan, sevinç, mutluluk duygularınıda tattın. Yeri geldi cehaletle savaştın, yeri geldi yalnızlıkla ama sen pes etmedin ve hep mutlu olmaya çalıştın.  Umarım Kâmran ile her zaman mutlu olursunuz.

                                                                                                        Sevgiler,

Zeynep Naz Çağlar

Yedek Parça Öz Değerlendirme Yazısı

yedek parça kitap ile ilgili görsel sonucu
https://www.idefix.com/Kitap/Yedek-Parca/Mizah/Mizah-Romani-Oyku/urunno=0000000181686

Yedek Parça kitabını okuma sürecim biraz sıkıcı geçti ve bitirmemiz gereken zamandan daha uzun bir zamanda bitirmek zorunda kaldım. Bana göre sıkıcı olmasının nedeni birçok ilgimi çekmeyen hikayelerden oluşması idi. Bu durum hem beni biraz sıktı hem de kafamı karıştırdı. Yedek Parça kitabını beklenenden daha uzun sürede bitirmemin nedeni ise okulun giderek daha zorlaşması ve daha fazla ödev vermesi oldu. Okuma planım ise her hafta boş zamanlarımda söylenen sayfaya okumaktı.

Kitabı okuma sürecindeyken ise kitap bana biraz farklı gelmişti. Mesela bu kitapta bir hikaye bütünlüğü yoktu yani hikayelerin hepsi farklıydı. Dediğim gibi bu beni biraz sıkmıştı ancak aslında çoğu hikayenin  içinde birbiriyle bütünleşen fikirleri bulmak da mümkündü. Farklı olmasının diğer bir sebebi ise hikayelerin içten ve özgün olmasıydı ve bu benim hoşuma gitti çünkü diğer kitaplardaki gibi monoton değildi. Mesela karakterler, onlar da farklıydı. Şahsen benim en sevdiğim karakter Medeniyetin Yedek Parçası hikayesindeki anlatıcı kişiydi. Çok hoşuma gitmişti çünkü hem komik ve hem de özgün yani kendine has tepkileri vardı ve bu beni güldürdü. Bazı anlamadığım kelimeler de vardı çünkü hikaye 19. yüzyılda geçiyordu ve bazı kelimelerin anlamı günümüzde farklı kelimelere denk geliyor. Aslında bu bir bakıma iyi oldu çünkü bende daha etkili okuma isteği oluşturdu ve araştırma yapmaya itti. Kitabı okurken eserin bana kattığı bir diğer unsur ise zamanı yönetmek oldu. Mesela kitabı okuyacağım gün ya ödevlerimi daha hızlı yapıyordum ya da kitabı boş zamanlarımda okuyordum. Bu kitap hakkında sınıfta yaptığımız etkinlikler de benim etkili okumamı geliştirdi. Mesela sınıfta Medeniyetin Yedek Parçası’nı sesli okurken kitap üzerine küçük notlar almam gerektiğini anladım. Bu sayede hem hikayeleri karıştırmadım hem de geri dönüp baktığımda kitabı hatırladım. Ama bu benim için her zaman mümkün olmadı çünkü not almayı unuttum. Ama ilerde okuyacağımız kitaplarda bunu yapmayı unutmayacağım.

Sonuç olarak  bu kitap bana birçok şey kattı. Bunları özetleyecek olursak zamanı kontrol etmek, kitabı dikkatli okumak, not almak ve özgün olmak gibi ileride işime yarayacak unsurları öğretti.

Otobiyografik Şiirim

Aşk okutulmaz, yaşanır. Siz hiç kitap okuyarak yüzmeyi öğrenen adam gördünüz mü? İlla suya girecek, ıslanacak, yüzmeyi öyle öğrenecek.…
https://tr.pinterest.com/pin/692006298971219602/

Ben Zeynep Naz Çağlar,

Nihal ve Can’ın kızıyım.

İki kardeşim var,

Abim ve ablam.

Ankara’da doğdum,

Ama Sivaslıyım,

İstanbul’da yaşıyorum.

Üsküdar’da özel bir okula gidiyorum

Bir o kadar da güzel.

Hayvanları çok severim,

Özellikle köpekleri.

Küçükken dört köpeğim,

Beş civcivim,

Ve birde kedim vardı.

On dört yaşındayım,

2004’te doğdum.

Şu ana kadar pek büyük bir üzüntü yaşamadım,

Ananemim vefatı dışında.

Neredeyse beş yıl geçti üzerinden.

Değşik huylarım vardır,

Hızlı üzülür,

Kolay sinirlenirim.

Genellikle hep gülerim,

Daha doğrusu çalışırım.

Her şeyi pek kafaya takmamaya çalışsamda,

Takma kafana diyenler bile bir gün kafaya takmıyor mu sonuçta?

Çalıkuşu Alternatif Son

çalıkuşu kuş ile ilgili görsel sonucu
https://pixabay.com/tr/photos/%C3%A7al%C4%B1ku%C5%9Fu-ku%C5%9F-hayvan-k%C3%BC%C3%A7%C3%BCk-ku%C5%9F-1051433/

Feride İstanbullu bir subayın kızıdır. Annesinin vefatı üzerine babası onu İstanbul’a getirir ve Nötre Dame de Sion adlı Fransız yatılı okuluna gönderir. Yaramazlıkları yüzünden arkadaşları ona Çalıkuşu adını takarlar. Tatilleri teyzesinin konağında geçirir. Daha sonra Kâmran ile birbirlerini sevip nişanlanırlar. Ancak düğün öncesi Feride Kâmran’ın onu aldattığını öğrenir ve her şeyi bırakıp kaçar. Feride Anadolunun çeşitli yerlerinde öğretmenlik yapar. Feride öğretmenliğe başladıktan sonra yaşadığı her şeyi günlüğüne yazar. Güzelliği başına bela olur ve dedikodulara sebep olur. Zeyniler diye bir köye gider ve orada üvey annesi tarafından şiddete uğrayan küçük Munise’yi evlatlık alır. Daha sonra Kuşadasına öğretmenlik için gittiğinde Zeyniler’de tanıştığı Doktor Hayrullah Bey ile tekrar karşılaşır. Kuşadası’nda Munise ölür. Feride üzüntüden hastalanır. Feride iyileştiği zaman Hayrullah Bey her ne kadar yaşlı olursa olsun çıkan dedikodular yüzünden Feride ile evlenmek zorunda kalır ancak aralarında baba kız ilişkisi dışında bir ilişki yoktur. Feride’nin jurnali burada biter ve son sözleri ise “Kamran biz, asıl bugün birbirimizden ayrılıyoruz. Ben, asıl bugün dul kalıyorum… Bütün olan, geçen şeylere rağmen sen yine bir parça benimdin; ben bütün ruhumla senin…”

V. Bölüm

Feride günlüğünü bitirdikten sonra onu bir kutuya koyup saklar. Haftalar sonra Hayrullah Bey bir eşyasını aramak için Feride’nin kutusunu açar ve günlüğü bulur. O her ne kadar böyle bir tavır sergilediği için utansada kendini alıkoyamaz ve günlüğü okumaya başlar. Günlük bittikten sonra yerine geri bırakır ve Müjgan’ı aramaya başlar.

Haftalar sonra  Müjgan’ın Tekirdağ’da yaşadığını öğrenen Hayrullah Bey, Feride’ye bir hastaya bakmaya gidiyorum diyerek Tekirdağ’a gider. Hayrullah Bey olan biten her şeyi  Müjgan’a anlatır. Daha sonra Müjgan, onunla birlikte Kuşadası’na gitmeye karar verdiğinde Hayrullah Bey bu durumdan çok mutlu olur ve Müjganı Feride ile birlikte yaşadıkları eve götürür.

Eve geldiklerinde Feride bu duruma çok şaşırır ve Müjgan’ın nasıl onu bulduğuna anlam veremez. Hayrullah Bey’e sorduğunda ise hastasının Müjgan olduğunu söyler ve kestirip atar. Bir zaman sonra Feride, Hayrullah Bey’in kendisinin günlüğünü okuduğunu fark eder ve evden kaçar ancak gidecek bir yeri ve parası olmadığı için bu uzun aradan sonra teyzesinin evine geri dönmeye karar verir ve İstanbul’a doğru yola çıkar.

Dört gün sonra Feride İstanbul’a varır ve konağa gider. Kapıyı açan kalfalar önce çok şaşırırlar daha sonra mutluluktan havaya uçarlar. Sesleri duyan Besime Hanım kapıya koşar ve yeğenine sarılır. Sıra Kâmran’a geldiğinde ise Feride sadece sarılıp yüzüne bile bakmadan içeri geçer.

Birkaç gün sonra konağa Müjgan ve Hayrullah Bey gelir. Hayrullah Bey ilk iş olarak Kâmran’la konuşur ve Feride ile olan evliliğinin gerçek olmadığını anlatır.

Konaktakiler Feride’nin gelmesi ile birlikte büyük bir ziyafet verir. Yemekten sonra Feride arka bahçeye çıktığında Kâmran ile karşılaşır. Feride içeri gitmeye karar vermişken Kâmran onu durdurur ve kendisini affetmesi için âdeta yalvarır. Feride Kâmran’a aldırmaz ancak onu affetmediği için kendine çok kızar.

Bunun üzerine Kâmran Feride’nin yaşadıklarını ve hâla onu sevdiğini Besime Hanım’a anlatır. Besime Hanım çocuğunu ve çocuğu kadar sevdiği yeğenini daha fazla üzmemek için aralarını yapar ve Feride’yi evlenmeye ikna eder. Hayrullah Bey de Feride’yi boşar.

İkisi de evlenmeyi kabul ettiği için nikah ve düğün hazırlıkları başlar. Nikahları çok güzel olur ancak biraz aceleye gelir ve bunun nedenini ise Feride bilmemektedir. Kâmran’a sorduğunda ise ona, onu çok sevdiğini ve yine kaçıp gitmesinden korkutuğunu söyler. Feride daha fazla uzatmamaya karar verir. Daha sonra düğünleri olur ve evlenirler. Herkes çok mutludur.

Tâ ki konağa Fadime diye bir kadın gelinceye kadar. Kadın hamile olduğunu ve bu bebeğin babasının Kâmran olduğunu söyler. Feride Kâmran’ın neden bu kadar aceleci davrandığını anlar ancak bu sefer kaçıp gitmez, gidemez çünkü evlendiği adamı bırakmak istemez. Olayları herkese anlatır ancak kimse beklediği gibi büyük bir tepki vermez. Feride gidip Kâmranla konuşmaya karar verir. Kâmran bu kadının yalan söylediğini, olanların gerçek olmadığını söyler. Feride Kâmran’a inanmak ister ancak babasız büyümenin ne kadar zor olduğunu bildiği için hiç bir şey yapmaz ve gitmeye karar verir.

Bir gece bütün eşyalarını toplayıp kaçacakken Müjgan görür ve Kâmran’a haber verir. Haberi alan Kâmran Feride’ye engel olur. Feride burada daha fazla kalamayacağını ve gitmek istediğini söyler. Bunun üzerine Kâmran da eşyalarını toplar ve birlikte kaçarlar. Kaçıp Avrupa’ya giderler. Avrupa’ya gittikten birkaç gün sonra Fadime’nin bebeğinin babası Kâmran olmadığı ortaya çıkar. Orada artık gerçekten mutlu, huzurlu ve yalnızlardır.

Son Söz

Umarım blogumdan memnun kalmışsınızdır. Bu blogu yazarken birçok şey öğrendim. Mesela, bir blog yazmanın zorluklarını. Blog açmak kolay gibi görünsede aslında o kadar da kolay değil. Tabi ki de arkadaşlarımın ve öğretmenlerimin destekleri ile her şey daha kolay oldu. Blogumun sayfa düzenini ayarlamak, fotoğrafları seçmek ve her şeyi doğru yapmak için çok uğraştım. Umarım blogumu sevmiş ve okurken eğlenmişsinizdir.

İlgili resim
https://www.google.com/url?sa=i&source=images&cd=&cad=rja&uact=8&ved=2ahUKEwi_v_7ihrziAhVG46QKHV9_DGwQjRx6BAgBEAU&url=%2Furl%3Fsa%3Di%26source%3Dimages%26cd%3D%26ved%3D%26url%3Dhttps%253A%252F%252Fwww.vectorstock.com%252Froyalty-free-vectors%252Fbye-vectors%26psig%3DAOvVaw29Avk8EYjrpC6smlD7JJnz%26ust%3D1559058104923718&psig=AOvVaw29Avk8EYjrpC6smlD7JJnz&ust=1559058104923718